"House", İngilizce’de "ev" anlamına gelen bir kelimedir. Ancak bu terim, sadece fiziksel bir yapıyı ifade etmekle kalmaz; aynı zamanda birçok kültürel ve sosyal yönü de barındırır.
Evler, insanların yaşadığı, ailelerin bir araya geldiği ve anıların oluşturulduğu yerlerdir. Sosyal yapının temel taşlarındandır. İnsanlar, evlerinde kendilerini güvende hissederler ve bu mekanlar duygusal bağlılık yaratır. Bu ifade, toplumların kendilerini tanımlama şekli üzerinde de büyük bir etkiye sahiptir. Farklı kültürler, ev kavramını farklı biçimlerde yorumlayarak, kendilerine özgü yaşam alanları oluştururlar.
"House" kelimesinin bir diğer anlamı ise, müzik dünyasında sıkça duyulmaktadır. House müziği, 1980'lerin başında Chicago'da ortaya çıkan bir elektronik dans müziği türüdür. Bu tür, tekrarlayan ritimleri ve synth melodilerini barındırır. Duygusal derinliği olan bu müzik, dans ortamlarının vazgeçilmezleri arasında yer alır. House müziği, dünya genelinde birçok sanatçıyı ve DJ’i etkilemiş ve geniş bir dinleyici kitlesi bulmuştur.
Evler ve müzik gibi iki farklı alanı temsil eden "house" terimi, yaşamın farklı yönlerini yansıtır.